1

Gökyüzüne kapanışların ve yeni başlangıçların teması hakim. Uzun zamandır üzerinde çalışıp emek verdiğimiz şeylerden vaz geçmek elbette zor. Kimilerimiz kurduğumuz sistemin artık yeterli gelmediğinin farkında, kimilerimiz de asla vazgeçmeden hala debelenip durmakta. Hangi kategoride olduğumuzun bir önemi yok. Dünya değişmek zorunda. Yaşam her zaman ileriye doğru akıyor. Birinin bilgisine bir yenisi ekleniyor ve hayat evriliyor. Aksi halde hala her birimiz Dünya’nın düz ve öküzün boynuzlarında durduğuna inanırdık. Olası değil değil mi? Bir gülümseme oluşmuştur yüzünüzde. İşte insanlık buna benzer bir dönemden geçiyor. Bildiğimiz değerleri yıkacağız ve inanç sistemimizi sorgulayacağız. Toplumsal kurallarımız, yargılarımız değişecek. Dün inandığımıza bugün hayretle bakacağız. Bunlar akşamdan sabaha olmayacak elbette. Böyle bir süreç başladı, özellikle bu hafta ilk adımları atıldı bu enerjinin.

Dünya değişecek, iklimler değişecek, doğa olayları etkisini gösterecek, peki bizim hayatımızda hangi alanlarda yaşanacak bu değişimler?  Biz ne kadar hazırız alışkanlıklarımızı değiştirmeye ve kalıplarımızı kırmaya? Benim çocukluğumda televizyon akşam “Şeker kız Candy” ile yayına başlardı gece olmadan “İstiklal Marşı” ile biterdi. Şimdiki nesil 6 GB Ram olmazsa cep telefonunu kabul etmiyor. Bütün bunlar son 30 yıl içinde oldu sanırım. Teknolojinin insan bedeninin bir parçası olacağı günler de oldukça yakın.  Sağlık için vücudumuza birtakım aygıtların yerleştirilmesine razı geliyoruz ama sağlık dışındaki nedenlerle bunların vücudumuzda olması fikrine ne kadar hazırız bilemem.

Her neyse, asıl değinmek istediğim konu bireysel olarak hayatımızdaki yenilik süreci. Gökyüzüne bitişler ve yeni başlangıçlar hakim diyoruz. Bazılarımız bu sonlanmaları yaşıyor hayatında mutlaka. İster evlilik, ister iş değiştirme, ister taşınma fark etmez. İnsanın alışkanlarından vazgeçmesi kolay olmaz. Yeni her zaman korkutur insanı, çünkü bilinmeyendir. Başarısızlık korkusu, eleştirilme korkusu, kaybetme korkusu, yalnızlık korkusu, adını siz koyun.  

Bu hafta özelinden bahsedersek, bilinçdışında bu tür bir yeniye ve değişime hazır olmayabiliriz. Başka bir deyişle “evet hazırım” desek de, davranışlarımız aksi yönde olabilir. Neden mi? Temkinli, tedbirli, sağlam adımlarla ilerlemek kendini her anlamda güvende hissetmek bizi gerekli adımları atmaktan alıkoyabilir. Risk alın demek istemiyorum, değişmesi gerekeni saptayın diyorum sadece.  Ay, Mars ve Uranus Boğa burcundayken bilinçdışında hala biraz “Hayır” diyor olabiliriz. Boğa önce hayır sonra evet der unutmayın. Bilinç dışındaki değişime direnç temalarıyla kendi kendimize engeller yaratabiliriz. Bu dönemde karşılaştığımız sorunların sebebi belki de karşı taraf değildir, kim bilir..  Bu durumda yapılacak şey; tıpkı siste yürümek gibi, kısa mesafe yol almaktır. Yoldaysan geri dönüşün yoktur. Görebildiğin mesafeyi kat edebilirsin ancak. Bilinç dışının “Hayır” demesine odaklanıp, siste kayboluşuna dövünürsen hiç yol alamazsın. Yarın güneş açacak ve sis dağılacak nasılsa. Sen sadece hedefine odaklan. Enerjini bugün önüne çıkanı aşmak için kullan. Geçmişinde olanlar o güne hizmet etti, şimdi yarının için yeni olanı inşaa etme vakti. Unutmayın Dünya yuvarlak ve dönüyor, öküzün boynuzlarında değil! Sen menzile odaklan..