“AVCI’NIN AYI” KOÇ DOLUNAYI

Pazar akşamı Koç burcunda bir dolunay gerçekleşiyor. Ekim ayında gerçekleşen dolunaya “Hunter’s Moon” yani “Avcı’nın Ayı” da deniyor. Eski kültürlerde yıl içinde oluşan dolunaylara zamanı ayırt etmek için belirli anlamlar yüklemişler. Avcı-toplayıcı topluluklar bu aktivitelerin zamanlarını Ayın fazlarına göre belirlemişler. Bunlardan biri olan Avcı’nın Ayı kışa hazırlık için avlanma zamanının geldiğini gösterir. Avcılar bu dolunayda geyikleri, kümes hayvanlarını avlamaya gelen tilkileri rahatça görüp vurabiliyorlarmış. Bu sebeple “Hunter’s Moon” Ekinokstan sonraki dolunaya verdikleri isim.

Hafta sonu gerçekleşecek “Avcı’nın ayı”da neyi avlayacağız ya da neyi koruyacağız?

“hunter’s Moon” Terazinin karşıt burcu olan Koç’ta gerçekleşiyor.

Terazi eşitliğin, adaletin, hasatın, politikanın burcu. Arabulucu ve diplomat.

Koç ise gözü pek, rekabetçi, kahraman, savaşçı.

Koç dolunayı; ben-sen karşıtlığını, kişisel istekler ve sosyal normların dengelenmesini sembolize ediyor. Bu dolunayın diğerlerinden farkı ise ölüm gezegeni Pluto ile iş birliği halinde gerçekleşmesi. Uzun zamandır gergin olan gökyüzü tüm enerjisini boşaltıyor. Tanrıların savaşı artık yeryüzünden de hissedilmeye başladı. Hareket ve değişimin düğmesine basıldı. Gökyüzünde her ne olursa yer yüzünde de o olur. Bu durumda en büyük parçanın içindeki model, en küçük parçada da mevcuttur diyebiliriz.

Gökyüzündeki savaş büyük topluluklarda olur da, en küçük topluluk olan ailelerde olmaz mı dersiniz?

Ülkeler, kurumlar, topluluklar ve tabii aileler savaş halinde. Hatta “ben yalnız yaşıyorum. Bende bir numara yok demeyin”. Bireyler de kendi savaşını veriyor ve verecek bu günlerde. Çünkü insanlık tarihi yeniden yazılıyor. Kurduğumuz yapılar yıkılıp, değişecek mecburen. Çünkü bu haliyle yeniye uyum sağlamak mümkün olamayacak.

Pluto ve Saturn Güney Ay Düğümü ile birlikte Koç burcu dolunayı ile tetiklendi.

Savaşmamız gereken şey; kendi ilkelerimizi feda etmeden karşı tarafla orta noktada buluşabilmek. Korumamız gereken şey; verme ve alma dengesi.

Her iki burç da savaşla ilgili burç aslında. Genellikle aktif savaşma görevi Koç burcuna ihale edilirken, Terazi’ye düşen, uyum ve adalet için savaşmak.. Elbette bunu diplomatça, kendi nezaketinde yapıyor. Terazi’nin savaşı kılıçla değil kalemledir. Masa başında anlaşma yaparak, altına kibarca imzasını atar. Uzun lafın kısası; konu yine ilişkiler. Sene başından beri her yazımda altını ısrarla çizdiğim ilişki teması. Bir diğer deyişle; diplomasi!

Gökyüzü sene başından beri uzun dönem planlarımızı gözden geçirmemizi istiyordu. Ortaklık yapısında kiminle nasıl ilerlememiz gerektiği, alışkanlıklarımız, yürümeyen kronik ilişki modelleri bugüne kadar test edilmişti. Yolun bundan sonraki kısmını kimin yanında yürüyeceğiz? Kimin elini tutacağız?

Şimdi artık tüm kirli çamaşırlar ortada. Dolunayın Pluto ile kavgası, hem birikmiş konuları hem de bilinçaltına attığımız psikolojik temaları açığa çıkarıyor.

Değişime gönüllü olmayanlarımız veya cesareti olmayanlar için bu dolunay ile başlayan süreç, bilinç altının yansıması olacaktır. Güç savaşları ve hırs nedeniyle yaşananların sonuçlarıyla yüzleşilir. Küçük bir tartışma büyük sonuçlara götürebilir.

Hırs ve kin bu hafta sonu büyük tuzak olacaktır. Dikkat!

Geçen sene Ekim ayında Venus yine akrep burcunda gerilemekteydi. Bu hafta gerilemiyor ama yine Akrep burcunda.  Aslında tüm dava geçen sene bu zamanlarda başladı. 2018 yılının bu zamanlarında hayatımızda olup biten konular her neyse, bu dolunay o konuların uzantısı ve devamı niteliğinde. İlişkilerin en karanlık ve gizli yanı ortaya çıktı ve konu çözüme doğru ilerlemek zorunda.

Bunca zamandır çözüm hala gözümüzün önünde belirmemişse, hazır olun! Bu yıl Merkür akrep burcunda gerileyerek size çözüm paketi sunacak merak etmeyin. Yıl sonuna kadar bu burçta ileri geri bize bir şeyleri öğretecek.. Anlamamızı sağlayacak.

Hatta Jupiter de Güneş’e destek ve fırsat sunmaya hazır. Bir çıkış kapısı aralıyor. Diploması için biraz hoşgörü sunuyor. Olaylara farklı açılardan bakabilmeyi öneriyor. Oğlak burcundaki Pluto Ve Saturn bardağın yarısını boş görmemiz konusunda o kadar baskın ki, bu çıkış kapısını görebilir miyiz emin değilim.  Çünkü insanoğlu genelde çektiği acıya odaklanmaya meyilli maalesef.

Ay dolunaya ilerlerken en son açısını Kayron ile yaptığından dolayı, bizi bu gerilimli sahneye hazırlayan temalar, eski yaralarımız oldu. Kendimizi eksik, garip, çaresiz hatta kurban gibi hissettiğimiz için bardağın yarısını boş görmek daha kolay oluyor haliyle.

Diğer yandan Jupiter’in sunduğu iyimserlik ve açık fikirlilik gelişim ve farkındalık için bulunmaz bir nimet. Dolunayla gelen yüzleşmeleri, ilişkiyi dönüştürmek ve ileriye taşıyabilmek için bir fırsat olarak kullanmak da mümkün. Bunun için yapılması gereken krizi ustalıkla yönetebilmektir. Aksi taktirde yaşayacağımız kayıplar da karşılaştırılamayacak kadar büyük olabilir.

Umutla kalın

Leave a comment



Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 31 aboneye katılın

Sayılı uluslararası diplomalı astrologlardan Didem Can ile astroloji eğitimi başlıyor.

Astroloji ile ilgilenen veya uzmanlaşmak isteyenlere temel ve ileri seviye eğitimler yüzyüze veya online olarak yapılacaktır.

error: Content is protected !!