Full-Moon-in-Scorpio

DOLUNAYDA VURGUN YEMEK!

Bu hafta sonu Akrep burcunun son derecelerinde dolunay gerçekleşiyor. Akrep burcu gücü ve dönüşümü sembolize eder. Oldukça derin ve yoğun bir burçtur. Dolunay ise Güneş ve Ay’ın karşıtlığıdır. Güneş’in ışınlarının, gizlemeye çalıştığımız her temayı açığa çıkaracağını gösterir. Bu sebeple Dolunaylar duygusal krizleri de işaret ederler. Güneş’in ışıkları, kendimizden bile saklamaya çalıştığımız duygularımızı açığa çıkararak, farkındalık geliştirmemizi ister.

Peki bu hafta sonu Akrep burcundaki dolunay bizi nasıl etkileyebilir dersiniz?

Gökyüzü konumunun belirleyici faktörü şüphesiz Oğlak burcundaki Saturn, Güney Ay düğümü ve Pluto kavuşumu. Saturn zamanın efendisidir, karma ile ilişkili gezegendir. Güney Ay düğümü de geçmişten biriktirip getirdiğimiz ve bizi alışkanlık seviyesinde hep aynı noktada tutan bir kara deliktir. Bunlara eşlik eden Pluto ise baskıladığımız, gömdüğümüz ve şiddetle arzuladığımız her türlü temayı sembolize eder. Bu enerji, bizi geçmişimizle test edecek bir enerji. Peki ne kadar geriye gitmemiz gerekiyor “geçmiş” kelimesini anlamak için? Nasıl bir geçmişten bahsediyoruz? Karmamız nedir?

Akrep yolculuğu ve gücümüzün test edildiği dönem 2012 yılı sonlarında başladı.  2016 yılından bugüne olaylar çeşitli boyutlarıyla hız kazandı ve gelişti. Yani hayatımızı kendi ellerimizle ördük, karar aldık ve uyguladık. Hepsi özgür irademizle yaptığımız şeylerdi. Şimdi bu dolunayda önümüze ektiğimiz tohumun mahsulü geliyor. Dolunay açığa vurma, meydana getirme, görünür olmak demektir.

Görünür olan şey; bastırdığımız, saklamaya çalıştığımız duygularımız, en derin tutkularımız, güç arzumuz. Gücü elimizde tutmak için yaptığımız her şey.

Belki de kendimizle yüzleşeceğiz bu dolunayda. Görmek istemediğimiz tarafımız zihnimizde belirecek. Kimilerimiz 2012’den bu yana yaşananların gerçek sebeplerini, gerçek oyuncularını, perde arkasını çözecek. Kimilerimiz bazı gerçeklerle yüzleşemeyecek, kimilerimiz ise farkındalığa ulaşmış şekilde ilerleyebilecek. Öyle ya da böyle duygusal olarak yoğun bir hafta sonu olacağı kesin. “Seni öldürmeyen şey, güçlendirir” derler ya.. İşte tam da bu dolunay için uygun bir cümle olabilir bu söylenen. Akrep teması küllerinden doğmaktır. Yıkıcı deneyimlerden geçip hayatta kalabilmektir. “Hiç” olabilmeyi, yenilgiyi, acizliği kabullenip yola devam ettiğimizde, duygusal olarak büyütür bizi.

Geçmiş geçmişte kaldı, yapılan hatalardan ders alıp, doğru olanı yapma zamanı. Kendimize acıyıp, küstüğümüzde ileriye gitme şansımızı ve durumu düzeltme fırsatını kaçırmış oluruz. Tam da bu noktada en büyük tehlike, yüzleştiğimiz gerçekler nedeniyle ana rahmine çekilme isteği olabilir. Dolunay’ın yöneticisi Mars Yengeç burcundayken bunu söylemeden geçmek istemedim.

Dolunay haftasında ayağa kalkıp savaşma gücümüz, ruh halimize göre değişkenlik gösterebilir. Yengecin büyüyebilmesi, martıya yem olma riskini göze almasına bağlıdır unutmayın. Yoğun duyguların, geçmiş hesaplaşmaların bizi savaş alanında güçsüzleştirmesine izin vermeden yol almak daha faydalı olacaktır. Bu dolunayın diğer başrol oyuncusu ise Venus.  Uranus ve Venus birlikte yeniye çağrı yapıyorlar. Bu durumda bu sese kulak vermek hepimiz için çıkış yolu olabilir.  Mars ve Venus bize güvenli, şefkatli ve huzurlu bir sığınak için yol haritası çiziyorlar. Nasıl mı?

Mars Yengeç; güvenli ve şefkatli bir yuva için savaşacağım, bana güvenebilirsin diyor

Venus Boğa; aradığın sonsuz huzur ve cenneti tadabileceğin ortamı sana getireceğim diyor

Uranus Boğa; gökyüzü ve yeryüzünü birleştirip yeni bir zenginlik yaratabilirim, kurallarını değiştir yeter ki diyor.

Derin denizlere dalarken vurgun yememek için bedeni basınca alıştırarak ineriz suyun karanlık derinliklerine. Akrep dolunayında, kendi derinlerimizden yukarıya, duygu dünyamızı hissederek çıkmamız gerekiyor. Hazırlıksız bir şekilde vurgun yediğimiz taktirde, Mars ve Venus’ün bizi götürmek istediği cennete ulaşmamız zor olabilir.

Kısacası geçmişin yükü ile yeni dünyaya adapte olmamız imkansız. Kabul etsek de etmesek de yeni bir dönemin eşiğindeyiz ve acı çekmemek için değişmek zorundayız.

İyi hafta sonları

doves-clouds-heaven_si

KENDİ CENNETİNİ YARATMAK

Boğa burcunda Yeni Ay’a yaklaşıyoruz. Doğa, Boğa döneminde canlanır, uyanır. Yemyeşil kırlar, çiçekler hem kokusuyla, hem renkleriyle canlandırır bizi. Boğa burcu bu sebeple beş duyu ile ilişkilendirilen bir burçtur. Keyif ve haz burcudur. Boğa döneminde tabiat tablo gibidir. Bu güzelliği izlerken ister istemez “cennet gibi” deriz, cenneti andıran bir huzur duygusu hakim olur benliğimize.

Doğadan bahsedip, bereketten bahsetmemek olmaz elbette. Böyle bir tablonun içinde şükran duymamak, bir an bile olsa huzuru ve sessizliği hissetmemek imkansızdır. Umarım Yeni Ay’ın resmini tasvir edebilmişimdir. Bir anlık huzur duygusu, yani cennetin ta kendisi!

Peki bu Yeni Ay’a hazırlık aşamasında gökyüzünün verdiği mesaj nedir ona göz atalım isterseniz.  

Karanlık Ay fazında ana tema, her zaman bırakmak ve helalleşmekle ilgilidir. İşlevsel olmayan her şey hayatımızdan çıkmalıdır ki, yeniye yer açılsın. Yeni Ay öncesi Koç burcu teması bize bu alanda ışık tutacak diyebiliriz. Bir yaşam boyu süren kimlik bulma gayretimiz bu dönemde ön plana çıkabilir. Senenin başından beri hatta geçen yaz aylarından bu yana yaşananların amacı, kimliğimize uygun bir yaşam amacı bulabilmek ve doğamıza uygun bir kariyer hedefi saptamaktı. Yanlış konmuş hedef için uğraşmak, sevdiklerimizi/kendimizi ihmal etmekten kaynaklı sorunlar veya işteki problemlerin acısını yakınlarımızdan çıkartmak, hayatı cehenneme döndüren en önemli etkenlerdir bana göre.

Karanlık Ay fazında, Kayron, Ay ve Merkür üçlüsünün bize anlatmaya çalıştığı konu; geçmişimizden bugüne getirdiğimiz acı veren anılar ve kendimizi cesaretle ortaya koymamıza engel olan faktörler. Belki yeteri kadar sevilmediğimiz duygusuyla büyüdük, belki ilgi talep ederken sertlikle karşılaştık. Geçmiş acılar kişiden kişiye göre değişir elbette. Ana fikir, hayat boyu geçmişin acısıyla yaşanamayacağıdır. Bir noktada bunları kabullenip içimizde barışı sağlayabilmemiz gerekir. Aksi halde kendimizi sağlıklı ifade edemeyiz. İçimizde yaşattığımız ucubenin dışardan görünmemesi için çabalar dururuz. Bu durum da bizi kendimizden uzaklaştırır.

Geçmişteki sorunlar her neyse şimdi parçalar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. Sis perdesi kalktı. Hatta çözüm de zihnimizde belirdi. Bizi bireyliğimizi ortaya koyma konusunda engelleyen şeylerin adını koyabilir duruma geldik. Özgürce isteklerimizin peşinden gitmekteki engelleri saptayabiliriz artık.  Bu noktada gerçekten kim olmak istediğimiz ve ne istediğimiz ile ilgili netsek, Yeni Ay için neyi geride bırakmamız gerektiğini de biliyoruz demektir. Yani Boğa Yeni Ay’ına hazırız demektir.

Peki bu karanlık ay fazı sadece Koç enerjisiyle mi oluyor? Hayır! Ay, Boğa burcuna girdiği anda Uranus ile birleşerek karanlık ay fazının enerjisini değiştiriyor ve Boğa enerjisini daha hakim kılıyor gökyüzüne. Yani sakinlik, dinginlik, huzur arayışı. Hayattan biraz keyif alabilmek arzusu. Bir telaş bu huzurun peşine düşme çabası yoğunlaşıyor Mars’ın enerjisiyle. Uzun soluklu, stresten uzak bir yaşam ihtimalini sorgulamaya başlıyoruz beynimizin içinde.. Yani kendi cennetimizi yaratma fikri tohumlanıyor bu hafta.. Bunun için bu Yeni Ay’ın soruları beynimizde dönmeye başlamıştır mutlaka.

“Neye ihtiyacım var?”

“Sahip olduklarım, bana yeter mi?”

“Kendimi nasıl güvence altına alabilirim?”

“Elimdekilerin hangisini tutmalıyım, hangisini bırakmalıyım?”

Şu anda gökyüzünde geri giden gezegenlerin enerjileri bu soruların yanıtını vermemizi sağlayabilir. Deneyimlerimizden öğrendiğimiz zaman inanç sistemimiz dahil, her şeyi sorgulayıp yeni bir yaklaşımla hayata devam edebiliriz.

Hangi alanda sadeleşmemiz gerekiyor?

Neyi hayatımızda tutmak için çabalıyoruz?

Farkında olmadan maddeye mi hizmet ediyoruz dersiniz? (ev, araba, kıyafet, çanta…) Sahip olduklarımız kimliğimiz haline geldiyse, aradığımız huzuru yakalamamız zor elbette.

Boğa, hayatın güzelliklerini yaşayarak şükran duymak ister. Onun için şık bir restoranda iyi bir şarap ve hoş bir müzik eşliğinde yavaş yavaş, keyifle yenen yemek kıymetlidir. Ya da sessiz sakin bir doğada, çayırların üzerine uzanıp etrafı seyretmek her şeye bedeldir Boğa için. Hayat aceleye gelmez, gelmemelidir. Bu durumda 10 dakikada hazırlanmış pizzanın bir Boğa için hükmü yoktur! İstisnasız her birimizin içinde bir yerlerde Boğa enerjisi var. Yani hepimiz, hayatımızın bir yerinde durup şükretmeye ve sadece yaşadığımız için keyif almaya ihtiyaç duyuyoruz aslında. Bu duyguyu bir başkası bize veremez, bizim huzurun hayatımıza girmesine izin vermemiz gerekir, hepsi bu.

Hızlı akan hayat temposunda, yoğun ajandayla ezbere yaşam sürüyorsak, kendi cennetimizden oldukça uzak kalmışız demektir.  

Heart-at-War

İLİŞKİMİZDE AYNI CEPHEDE Mİ SAVAŞIYORUZ?

Biliyorsunuz astrolojik yeni yıl ilkbahar ekinoksu ile başlar. Bahar ile birlikte Güneş ışınları yeryüzünü ısıtır, doğa yeniden uyanır ve canlanır. Bizim için ekinoks tarihindeki gökyüzü konumu, o yılın nasıl geçeceğinin bir habercisidir. Bu yıl ekinoksa Terazi burcunda dolunay ile girdik. Bu hafta yine Terazi burcunda ikinci bir dolunay gerçekleşiyor. Yani aynı ay içinde aynı burçta iki dolunay! Başka bir deyişle, bu yıla damgasını vuracak olan konu “ilişkiler”

Neden bu dönemde ilişkiler temalı bir vurgu var gökyüzünde acaba? Zirvenin değişeceği bir dönemde, güç temaları ve iktidar savaşı hakimken yukarıya, neden ilişkiler ekinoksa damga vuruyor dersiniz?

Uzun dönem planlarının gözden geçirildiği, eski modası geçmiş kalıpların ve kurumların yıkılması gerektiği bir dönemden geçiyoruz da ondan. Güç ve iktidar için sağlam bir ekip çalışması ve güçlü birliktelikler gerekir. Yani aynı yöne baktığın, aynı hedefi paylaştığın insanlarla zirveye yol alırsın.

Değişen çevresel koşullarla birlikte yeni olana adapte olma süreci, kimilerimiz için zorlu bir süreçtir. Değişimden korkan, eskiye sıkı sıkıya bağlı olanların yıkılan düzeni kabul etmeleri kuşkusuz zaman alacaktır. Toplumsal bir varlık olan insanın, hayatının merkezinde ilişki vardır. Sevgiyi karşımızdaki kişinin üzerinden öğreniriz. Bu çoğu zaman ve sıklıkla “aşk”tır. Ama böyle olmak zorunda değil elbette. Sahip olduğumuz ev hayvanı, pencerenin önündeki çiçek ve telefonun ucundaki dostumuz da bize sevgiyi öğretir, yeter ki açalım kalbimizi.

Geçen sene yaz döneminden bu yana gökyüzünde Mars ve Venus’un dansına şahitlik ediyoruz. Önce Mars tutulmayla geri gitti ardından Venus.. Her ikisi de bizi bugüne hazırladı aslında.. Biz ne kadar farkındaydık orası şüpheli bana göre. Günlük kaygılarla aynı telaşın içinde yaşadık günlerimizi. Gökyüzü “ilişkilere” geçen yaz, özellikle Ağustos ayında dikkat çekmeye çalıştı. İçinde bulunduğun ilişki seni tamamlıyor mu? Gruplar seni yarına taşıyacak olan gruplar mı? Diğerlerinden farkını tam olarak ifade edebiliyor musun? Belki bazılarımız geçen yaz başlayan bu süreci sancılı da olsa tamamlayabilmiştir, bazılarımız ise aynı şekilde kararsızlıkla devam ediyordur hayatına, bilemem. Ama gökyüzü bir şans daha veriyor özgürlüğe. Birey olabilmek, ilişkinin içinde kendi değerini koruyabilmektir. Eşit ilişki kurabilmektir. Bu dolunay gerçek bir test!

Anlamamız gereken şey; aşk, cinsellik ve ilişki, birbirinden farklı temalar. Bunların tanımı kuşkusuz her birimize göre değişir. Ancak kesin olan şey bu üç temanın hayatımızda doğru harmanlanması gerektiğidir. İlişkide olduğumuz kişi, ortağımız, sevgilimiz, arkadaşımız olsun fark etmez. Kendimize sormamız gereken soru; bu kişiler bizi yarına taşıyabiliyor mu? Hayatımdaki insan hedefimi gerçekleştirmem için bana ne kadar destek?  Bu kişi benim değişimime ayak uydurabiliyor mu? Hatta en önemli soru; hayatımdaki kişi bana saygı duyuyor mu?

Geçen yılın son altı ayı olayların birikmesi ve baskılanmasıyla ilgiliydi. Bu yılın ilk altı ayı ise, bilinçdışının yüzeye çıkmasıyla oluşan farkındalık ve çözülmeyle ilgili. İlhamlar ve kişisel hayallerle ilgili.

Hepimizin yarına umutla bakmaya ve duygusal olarak doymaya ihtiyacı var. Zorlu bir zirve tırmanışı yapmış gibiyiz hepimiz. Eksik olan neşeyi, huzuru, dinginliği yanımızdaki kişide aramamız kadar doğal bir şey yok.

Savaşta, ateşkes zamanı siperlere geri çekilir askerler. Yaralar sarılır, bedenin ihtiyaçları karşılanır, yeni taktikler konuşulur. İşte günlük hayatımız da böyle bir savaş, bir bakıma. Akşam saatleri ise, siperimize yani evimize çekildiğimiz zamanlar. Evimiz bizim mabedimiz. Duygusal olarak beslendiğimiz yer, bedenin ihtiyaçlarını karşıladığımız alan. Burada hayatımızı, bedenimizi, hayallerimizi, yarınımızı paylaştığımız insanla yeni savaş taktikleri konuşmamız kadar doğal bir şey olamaz.

O zaman aynı savaşta değilsek, aynı yöne bakmıyorsak, aynı nedenlerle bir arada değilsek ve birbirimizi desteklemekten vazgeçtiysek, neden hala aynı cephedeyiz? Bizi tutan şey nedir?

Hadi düşünelim biraz…

CW074-Wisdom-that-Works

HAYATA BİLGELİĞİNİ İSPAT ET

Güneş Koç burcunun sonlarına doğru ilerlerken, tüm korkularımıza ve uzun dönem hedeflerimize ışık tutuyor. Hayatın içinde, zamana yayılan planlar ile heyecanla zafere koşmak, çarpışır birbiriyle her zaman.

Son zamanlarda, bir taraftan “planlarım için, zaman içinde sağlam adımlarla ilerlemem lazım” derken, diğer taraftan “bir an önce ipi göğüslemek ve zafer çığlığı atmak istiyorum” cümleleri arasında sıkışıp kaldık.  Üstelik hala çıkış yolunu net görebilmiş değiliz. Etrafımızı saran sis perdesi yerini koruyor. Gerçekler kendisini bizden gizlemeye devam ediyor. Bir süre daha akıl devre dışı.

İçinden geçtiğimiz bu süreçte, Balık burcundaki enerji yoğunluğu ile, bizi üzen olayları düşünmek ve görmek istemiyoruz muhtemelen. Bunun yerine kendimizi kandırmak daha kolay gelir ve olaylara kendimiz kılıf uydururuz. İlişkide bulunduğumuz kişiler adına bahaneler üretiriz. Yani gerçekleri görmek istemeyiz. İlişki romantik aşk ilişki olmak zorunda değil elbette. Ortaklık, evlilik, arkadaşlık yani ben ve sen ilişkisinden bahsediyorum. Çünkü aynı ay içinde iki adet Terazi dolunayı gerçekleşiyor. Kritik bir dönem olduğunu söylemeliyim. Başka bir ifadeyle, başlangıç ve sonlanmalar dönemi.  Bu durumda, evren bizi seçim yapmaya zorluyor demektir. Her ne kadar görmezden gelip, kendimizi kandırmaya çalışsak da, maalesef değişim rüzgarları çok sert esmekte. Dolunay ile birlikte olaylar hız kazanacaktır mutlaka.

Gözümüzü, kulağımızı kapatsak da bazı gerçekler yüzümüze çarpar, kaçamayız.  Yüzleşmek istemesek de konular masanın üzerindedir artık. Anlam yüklemeye çalışırız ancak bu da mümün olmaz pek. Tablo pek parlak değil değil mi? Sorun değil, panik yok. Bu durumu kendimiz yarattık yıllar içerisinde. Bulunduğumuz ilişkiyi bu noktaya, partnerimizle birlikte getirdik. Bu durumda bizim de payımız var. O zaman yüzleşmek, anlamak ve temizlemek de bizim sorumluluğumuz.

Çıkış yolunu görmenin zorluğu kadar, uygun adımı atmak da zor. “Ben böyle idare ederim. Böyle gelmiş, böyle gider” diyebiliriz elbette. Ama bir yere kadar.

Sınav zamanı gelir mutlaka bir gün. Seçim yapmamızı bekler hayat bizden. İşte o an, bazılarımız için, ölüm kalım anıdır. Eğer, korkarak yaklaşıyorsak hayata, ölüm gibi gelir, karar almak. Teslimiyetle yaklaşanlarımız içinse, nelerden vazgeçeceği konusu ağırlık kazanır kuşkusuz. Yani, eninde sonunda yeniye yelken açılacaktır. İster kolay yolla, ister zorlu yoldan, farketmez. Çanlar bir kere çaldı mı, hayat bizi çağırıyor demektir. Korkuyla kendimizi kandırmaya devam mı edeceğiz, yoksa yeni bir çevreyle mutluluk arayışına mı geçeceğiz?

Gökyüzünde çok güzel bir ateş üçgeni oluşuyor bu hafta. Yeni fırsatlar kapısı açılıyor önümüzde. Hayatı her şeye rağmen sevebilmekle ilgili bir farkındalık eşiği. İçimizdeki çocuğu uyandırmakla ve mutluluğu yakalamakla ilgili bir fırsat bu. Koç; savaşma cesaretini ister bizden. Aslan; tüm kalbimizle sevebilme cesaretini bekler. Yay ise bunları anlamlandırma bilgeliğini sembolize eder. O zaman bize düşen bu eşikten geçebilme cesaretini gösterip, hayata bilgeliğimizi ispat etmektir!

risk-taking

HAYAT RİSK ALMAYA DEĞER

Yine bir Yeni Ay haftasındayız. Yeni başlangıçlar, yeni niyetler, yeni tohumlar atılacak hayata. Koç burcu baharın gelişini, Güneş’in bizi tekrar ısıtacağını müjdeler. Doğaya, toprağın altına kabaran tohumu bırakır. Tohum demek bir canlının oluşumunun ilk adımıdır. Tohumun ne olduğunu, toprağı delip filizlenmeye, serpilmeye başlarsa meyvesinden tanıyabiliriz ancak. İnsanın da büyüyüp serpilirken yaşadığı olaylarla şekillenir karakteri. Toplumsal bir varlık olarak bizler de yolculuğumuzda, uyum sağlama kaygısıyla gerçek kişiliğimizden ödün vermişizdir çoğu zaman. Bu fedakarlığın ise mantıklı açıklamaları vardır; sorumluluklar, yaşam derdi, toplumsal statü,… Aslında çoğu zaman en kolay yolu seçmeye meyilliyizdir. 

Bu haftaki Yani Ay, yılın başındaki tutulma derecesini tetikleyerek, gerçekliğe uyanma vaktinin geldiğini hatırlatıyor. (http://didemcan.com/oglak-burcunda-gunes-tutulmasi-ve-farkindalik-zamani/ )

Bir şeye tohum atacaksan, ne ektiğini bilmek zorundasın diyor evren. Son zamanlarda ne yöne gideceğimizle ilgili kafa karışıklığı hakimdi. Hatta hayatımızda olup bitenlere anlam vermekte zorlandık. Neler oluyor? Bunları niye yaşıyorum şimdi? Ne değişti de bunlar oldu?…

Cevap çok basit; sadece rotamızdan biraz saptık hepsi bu!

Bizi rahatsız eden konuların ne olduğunu anladıysak, bu yeni ayda aksiyon alabiliriz demektir. Kısacası, seçim yapma zamanı şimdi. Kendi özgün kişiliğinle, sahte olan yanın arasında tercih yapma zamanı da diyebiliriz buna. Zira Yeni ay Koç burcunun tam orta derecesinde gerçekleşiyor.

Bu ay, her iki dolunay da Terazi burcunda olduğuna göre, ana konu “ilişkiler”. Seni tamamlayan bir ilişki içinde misin, yoksa ….mış gibi mi yapıyorsun?

Sosyal bir varlık olarak insan, partnerini arar durur her zaman. Yanında yürüyecek ve ona sevgiyi öğretecek olan diğer yarısının peşindedir hayat boyu. Ona kavuşamasa da özlemi vardır içinde. Neptün enerjisi hakimken gökyüzüne, hayallerle kendimizi kandırmaya dikkat edelim derim ben. Genelde acıyla yüzleşmek istemediğimiz için yanılgı içinde yaşamayı seçeriz. Sonuç hayal kırıklığı..  Karşımızdakini değiştirmeye uğraşır dururuz ya da onun adına bahaneler uydururuz. Bu da duygusal olarak kendimizi ihmal ettiğimizi gösterir.

Mars İkizler burcundayken, bizi hayallerden uzaklaştırıp gerçek durumları göstermeye çalışıyor bu ay. Kişisel hayatımızda değişim zamanı şimdi. Bugüne kadar ihmal ettiğimiz duygusal ihtiyaçlarımızla ilgilenmek ve düzenlenmesi gereken alanlar için ilk adımı atmamız kendi hayrımıza olacaktır.

Son zamanlarda pek çok şey yaşadık ve deneyimlerimizden bir şeyler öğrendik mutlaka. Ancak bu öğretilerden hangisiyle yola devam edeceğimiz konusu hala net değil bana göre. Bunlardan hangisi gerçek, hangisi hayalimizin ürünü acaba? İdeallerimiz algımızı bozmuş olabilir mi? Hatta bazılarımız hala ne öğrendiğini sorguluyor olabilir.  Bunların cevabını, Jupiter gerileme dönemini bitirdiğinde bulacağız muhakkak. Ancak tek sorun bu cevapların gerektirdiğini yapacak cesareti gösterebilecek miyiz yoksa korkularımızın bizi olduğumuz yerde tutmasına izin mi vereceğiz?

Mars savunma ve savaşma fonksiyonumuz. Koç burcundaki Yeni Ay, korkularımızın üstesinden gelmenin yollarını arıyor ki ilk adımı atabilsin. Cevaplar zihnimize yükseldi. Hadi bir gayret silkinip, doğanın hayata uyanması gibi, canlandırın içinizdeki enerjiyi. Hayat risk almaya değer.

fractal-1804610_960_720

MÜZİĞİN SESİNİ DUYABİLİYOR MUSUNUZ?

Merkür bu hafta artık durağan pozisyonunda. Eminim herkes hafta sonunu bekliyordur dört gözle Merkür düzelecek ve rahatlayacağız diye. Merkür gerilemesinden korkup, düz hareketini bekleyenler için kötü bir haberim var. Hayır umduğunuz gibi rahatlayamayacaksınız.

Merkür gerilemesinin gerçek anlamının ihmal edildiğine inanıyorum. Güneş’e en yakın ve en hızlı gezegendir Merkür. Gerileme sürecindeki işlevi, bilinçaltına attığımız her temayı ortaya çıkarıp bizi yüzleştirmek ve anlamamızı sağlamak. Yani alışverişte karışıklığa neden olmaktan çok daha önemli bir görevi var Merkür’ün bana göre. Gerileme döneminde, hayatta her gün aldığımız kararların arka planını anlatmaya çalışıyor bize. Üç hafta boyunca Neptün ile ve Oğlaktaki gezegenlerle birlikte, bizi rahatsız eden anıları ve çözülmesi gereken konuları açığa çıkartmış olabilir.

Evren boşlukları sevmez biliyorsunuz. Boşaltılan her alan yeni bir şeyle doldurulur. En basit örnekle, eşya, kıyafet, alet edevat, işimize yaramayan kullanmadığımız ne varsa, elden çıkarırız. Ara sıra temizlik yapma ihtiyacı duyarız hayatımızda. İşte bu dönem, geçmişin yükünden ve miladını doldurmuş her türlü karmik bağlardan kurtulma zamanı. Bunların ne olduğunu bize öğretmeye çalışan gezegen ise Merkür. Elbette diğer gezegenlerle ortak çalışarak yapıyor bunu.

Geçmiş anılar ya da geçmişten getirdiğimiz ilişkiler bizi duygusal ve zihinsel olarak yorabilir. Bu duygu, fırtınalı bir denizde yüzmek gibi aslında. Bir an gelir tek bir kulaç atacak gücü bulamayız ve teslim oluruz denize. Panikledikçe dalgalar aşağı çeker bizi, zorlanırız. İşte böyle hissettiren bir enerji hakim gökyüzüne. Sis devam ediyor, hala sezgilerimiz hakim benliğimize. Aklı yüceltmeye çalıştıkça, yaşanmışlıkları akla uydurmaya çalıştıkça, boğuluyoruz. Merkür ileri gitse de, hala Neptün ile kavuşum halinde ve hala Balık burcunda olacak unutmayın! Bize anlatmaya çalıştığı şeyi duyabilsek keşke..

Bu mücadelenin ortasında yapılacak en iyi şey belki de kini, öfkeyi, güç savaşını bırakmaktır. Oğlak burcundaki dizilimin avantajı, geçmişi temizleme olanağı sunması. Bugüne kadar yanlış sebeplerle, yanlış hedefin peşinden gitmiş olabiliriz. Belki de gereksiz sorumluklarla, başkasının hedefi için uğraşmış da olabiliriz. Eğer böyleyse şimdi rotada değişiklik yapma zamanı. Kendi ihtiyaçlarımızın sorumluluğunu alma zamanı.

Bana göre, önce duygusal ihtiyaçlarımızın ne olduğunu saptamalıyız. Samimiyetle bunu yaptıktan sonra, kendi gerçekliğimizin ne olduğuna odaklanmalıyız. Son olarak da, adım adım bizi doyuracak olan hedefe ilerlemeliyiz.

Biliyorum söylemesi kolay, yapması zor.

Hiçbirimiz geçmişin acıtan anılarıyla yüzleşmek ve kendimizi yargılamak istemeyiz. Ama geçmişten özgürleşmek geleceğe atılacak ilk adımdır, unutmayın. Merkür’ün istediği imzalayacağımız evrakları karıştırmak veya başkasını yanlışlıkla aramamızı sağlamak değil kesinlikle. Satın alacağımız elektronikle de ilgilendiğini söyleyemem.  

Su grubunda geri giden Merkür’ün, özellikle Neptün ile birlikte hareket ediyorsa, vermek istediği mesaj daha derindir. Evrene ve ilahi plana güvenmemiz gerektiğini anlatmaya çalışıyor bize. Bilinçaltına attığımız her temayı kavramamız için geri gidiyor. İleri gittiğinde artık bazı şeyleri bilincimize taşımış olacak. Farkındalığımız artacak.

Sonra ne mi olacak?

İşte gökyüzünün tüm güzelliği de burada bana göre. Mars ikizler burcuna geçerek Merkür’e “Evet şimdi ne yapmamı istiyorsun?” diye soracak. “Kiminle konuşmamı istiyorsun ve nasıl konuşmamı istiyorsun?”

Gökyüzünde şahane bir orkestra var ve bize muhteşem bir melodiyle sesleniyorlar. Dış sesi biraz susturup duyabilsek keşke…

pearl-oyster-1_2612581b

GÜNEŞ VE KUM TANESİ

Güneş Koç burcuna girdiği anda yaralı şifacı Kayron ile kavuşum yapıyor gökyüzünde, üstelik dolunay enerjisiyle..

İlk nefesimizi aldığımız anda ilk yaramızı da alırız dünyaya gelirken. En güvenli, en huzurlu yer olan anne karnından bizi göbek bağımızı keserek ayırırlar. Bu bedensel yara asla unutulmaz, hücremizde kodludur çünkü. Bedensel ve duygusal yaralar Venüs gezegeni ile sembolize edilir ki, bu dolunayın da başrolünde Venüs gezegeni var. Başka bir deyişle ilişkiler ve huzur arayışı.

Kendini en üst seviyede ifade etmek isteyen ruhumuz, dünyaya en değerli armağanını sunmak ister. Bu armağan, gerçek kişiliğimizin en saf halidir. En kıymetli varlığımızdır. Bunu da toplumla etkileşim halindeyken yansıtmak isteriz. Kişiliğimizi oluşturan faktörlerin başında yaşanmış deneyimler gelir şüphesiz. Hepimiz sadece mutlu anılardan oluşan hayatlar yaşayamayız, heybemizde acı veren ama derinlere gömdüğümüz hikayeler de vardır. Doğumla birlikte aldığımız ilk yaranın üzerine, yıllar geçtikçe yenilerini ekler yola devam ederiz.

Bu dolunayda Güneş sadece duygu dünyamıza ışık tutmakla kalmayacak, derine gömüp unutmaya çalıştığımız acılarımızı da açığa çıkaracak.

Gerçek kimliğimizi ve bizi başkalarından ayıran yönlerimizi ifade edebilmek, ruhumuzu gerçekten yansıtmak demektir.  Eğer yıllar içerisinde acıtan yaramızla en doğru şeklide ilgilenip, pansuman yapabildiysek ortaya çıkan ürün tatminkardır. Mutlu ve dengeli bir yaşam! Ancak yok sayıp, bastırdıysak huzursuzluk ve tatminsizlik olarak bizi rahatsız eder durur. Bu yüzden kanayan yaradır zaten.. Derman arar dururuz. Bir ilişkiden diğerine koşup tatmin olmaya çalışırız ya da ilişkinin içinde savaşıp düzelemeyecek olanı düzeltmeye uğraşırız.

Gerçek kimliğimizi yansıtabilmek, zaman diye tabir ettiğimiz kavramın en değerli hediyesidir bize. Tıpkı bir incinin istiridyenin içinde oluşması gibi. İstiridye, kendi bünyesinde istenmeyen yabancı maddenin kendisine zarar vermemesi için çevresinde sedef katmanları oluşturur. Yıllara yayılan bu başkalaşım sürecinin neticesinde ortaya değerli bir mücevher çıkar. Bu süreç, istiridyenin canını acıtan bir kum tanesini kabullenip, dönüşmeye gönüllü olmasıyla başlar.

Kötü anılarımızla yüzleşip barışmak cesaret ister elbette. Hatta bu tür deneyimler, eğer bakış açımızı değiştirebilirsek, bize en geniş perspektifi de sunabilir. Dolunay duygusal krizleri de beraberinde getirdiği için hazır olmasak dahi, gelişen olaylarla birlikte geçmişin anıları canlanır.

Güneş’in Koç burcuna girmesiyle birlikte ateş enerjisi de hakim olacağı için, son dönemlerde yaşananları anlamaya başlayacağız ama ilk adımı atacak cesareti gösterebilir miyiz emin değilim. En ucube yanımızı fark etmek ve duygu dalgalanmalarında boğulmak ağır gelebilir. Bu da çok anlaşılır bir şeydir. Durayım mı, gideyim mi? Söyleyeyim mi, susayım mı? Arayayım mı, bekleyeyim mi? Devam mı edeyim, bitireyim mi? Bu dolunay, bu anlamda zor bir dolunay!

Çözüm, acımıza ya da bünyemizdeki farklı tarafa odaklanmak değil, yeni yol arayışında olmaktır bana göre. Farklı yanımızı yani acımızı kabul edip, O anılarımızla barışmalıyız. Geçmişle helalleşerek, kabullenmeliyiz. Şu anda etrafımızda olan biten her şey Merkür’ün öğretmeye çalıştığı dersler. Başka bir deyişle ilahi rehberliği okuyabilmemiz için, bize gönderilen işaretler. Merkür bu sefer bize geçmiş anıları bilince taşıyarak ders vermeye çalışıyor. Kabullenmemiz gereken şey aslında her birimize rehberlik edildiği gerçeği. Kesinlikle bu hayatta yalnız değiliz. Yükümüz ağır gelse de, önümüz şafak!

Güneş’in ışınları ısıtacak hayatı her gün, bugünden itibaren. Biz sadece tek sabitimiz olan Güneş’i takip edelim ve kum tanesini sedef ile örtmeye gönüllü olalım yeter. Canımızı yakan kum tanesi gün olur değerli bir inci oluverir. Güneş de her sabah inicinin üzerindeki sedefi parlatarak doğar. Yeter ki inancımız ve sabrımız olsun.

n

SEN NEYE GEBE KALACAKSIN KARAR VER


Astrolojik yeni yılın tam arifesindeyiz. 2019 yılına başlangıç yapacağız önümüzdeki hafta. Ekinoks ile birlikte doğa tohumda can bulacak yeniden. Doğa yeniden hayata gebe kalacak bahar ile birlikte. Güneş yeniden ısıtacak yeryüzünü. Kesin ve güvenilir olan tek şey, Güneş’in her sabah ufuktan doğmasıdır. İşte bu inançla yaşamaya devem etmeliyiz biz de. Astrolojik yılın son haftasını, karmaşık duygular ve net olmayan fikirlerle kapatıyoruz. Yoğun bir Balık enerjisi hakim gökyüzüne. Herkeste biraz melankoli, hüzün ve keyifsizlik söz konusu. Merak etmeyin Güneş haftaya Koç burcuna geçerek yücelecek her zaman olduğu gibi. Yeniden umut ve canlılık vaat edecek görmek isteyenlere.

Hiç kimse kederlenmek ve kendini kötü hissetmek istemez elbette. Ancak bazı dönemler vardır ne yapacağını bilemez insan ve bilse de cesaret edemez yapması gerekene. Ya da başaracağından emin olamaz ve tutar kendisini.. İşte tam da iki eşik arasındayız bu dönemde. Ruhumuz biliyor haftaya doğanın yeniden tohumda can bulacağını, yeryüzünün hayata gebe kalacağını ve heyecanlı bir hamle bekliyor bizden. Oysa ruhun isteğine, beden ve akıl uymakta zorlanıyor bu hafta. İşte Balık enerjisi böyle bir enerji. Ne yöne gideceğinden emin olamayan, ruhani dünya ile maddi dünya arasına sıkışıp kalmış bir enerji.

Huzurlu ve mutlu yaşamın tek anahtarı ruhun, bedenin ve aklın dengede olması. Bunu yakalamak da tam bir ustalık işi. Balık enerjisi hayatın ustası olmayı öğretiyor bize. Merkür de Balık burcunda Neptün ve Güneş ile gerileyerek yaklaşık 60 günlük çıraklık eğitimine aldı bizi. Hala öğrenme şansımız var. Öğrenmemiz gereken şey ise kendimizi neye adayacağımız. Akıl yürüterek cevap bulmamızın zor olduğunu söylemeliyim. Cevaplar rasyonel akıl ile gelemez bu dönemde. Şu anda etrafımızda olup bitenlere bir bakın isterseniz, dünyada olup bitenlere de bakın. Haberlerin içerikleri o kadar karışık ki benim diyen uzmanlar bile sağlıklı yorum yapamaz oldular haber başlıklarına.

Balık enerjisi ilahi plana teslim olmayı öğretmeye çalışıyor bize. Bizden daha büyük bir akıl var ve ilahi plan işliyor büyük çerçevede. Bizim ise sadece yeni olana teslim olmamız gerekiyor hepsi bu.

Duygusal olarak büyüme zamanı şimdi. Özellikle bu hafta Ay’ın Yengeç burcundan geçişi zor ama bir o kadar da gerçek duygusal ihtiyaçlara ışık tutacak olan bir dönem. Gerçek ihtiyaçlarımızı öğrendiğimiz zaman, bilinçli aklın dayatmasına kurban olmayız ve ruhu besleyecek olana yönelmemiz kolaylaşır.

Şu ana kadar oluşturduğumuz her şey bitebilir, sonlanabilir, bu da hayatın akışında son derece doğaldır. Şimdi ruhuna uygun bir kariyer/statü, yeni bir yapı oluşturma sorumluluğuna odaklan. Tıpkı doğanın gebe kalışı gibi, sen de yarının için yeni bir hayatın tohumlarını at. Yeter ki bitenin ardından dünyanın başına yıkıldığı hissinden uzaklaş. Bu duygu ile boğulma, sonlanan, giden, kopan her şeyin yasını tutmalısın evet, ancak sadece yeterli bir süre için, Ne eksik ne de fazla!

Önümüzdeki hafta Ay’ın Aslan burcuna geçmesiyle birlikte yüreğine kulak ver. Kalbin ne söylüyor, ihtiyaç duyduğun aşk ne yöne doğru? Kalbin hangi hedef için atacak. Kurban gibi hissetmek yerine doğa ile birlikte yeniden canlan ama kendi projen için, kendin olmak için. Ruhuna uygun bir hayat sürmek için. Öğrenilmiş yaşam biçimleri yarına hizmet etmeyecek, unutma.

Haftaya yeni bir yıl başlayacak, Ekinoks ile birlikte sen neye gebe kalacaksın karar ver..

future

Bitişler ve Başlangıçlar

1

Gökyüzüne kapanışların ve yeni başlangıçların teması hakim. Uzun zamandır üzerinde çalışıp emek verdiğimiz şeylerden vaz geçmek elbette zor. Kimilerimiz kurduğumuz sistemin artık yeterli gelmediğinin farkında, kimilerimiz de asla vazgeçmeden hala debelenip durmakta. Hangi kategoride olduğumuzun bir önemi yok. Dünya değişmek zorunda. Yaşam her zaman ileriye doğru akıyor. Birinin bilgisine bir yenisi ekleniyor ve hayat evriliyor. Aksi halde hala her birimiz Dünya’nın düz ve öküzün boynuzlarında durduğuna inanırdık. Olası değil değil mi? Bir gülümseme oluşmuştur yüzünüzde. İşte insanlık buna benzer bir dönemden geçiyor. Bildiğimiz değerleri yıkacağız ve inanç sistemimizi sorgulayacağız. Toplumsal kurallarımız, yargılarımız değişecek. Dün inandığımıza bugün hayretle bakacağız. Bunlar akşamdan sabaha olmayacak elbette. Böyle bir süreç başladı, özellikle bu hafta ilk adımları atıldı bu enerjinin.

Dünya değişecek, iklimler değişecek, doğa olayları etkisini gösterecek, peki bizim hayatımızda hangi alanlarda yaşanacak bu değişimler?  Biz ne kadar hazırız alışkanlıklarımızı değiştirmeye ve kalıplarımızı kırmaya? Benim çocukluğumda televizyon akşam “Şeker kız Candy” ile yayına başlardı gece olmadan “İstiklal Marşı” ile biterdi. Şimdiki nesil 6 GB Ram olmazsa cep telefonunu kabul etmiyor. Bütün bunlar son 30 yıl içinde oldu sanırım. Teknolojinin insan bedeninin bir parçası olacağı günler de oldukça yakın.  Sağlık için vücudumuza birtakım aygıtların yerleştirilmesine razı geliyoruz ama sağlık dışındaki nedenlerle bunların vücudumuzda olması fikrine ne kadar hazırız bilemem.

Her neyse, asıl değinmek istediğim konu bireysel olarak hayatımızdaki yenilik süreci. Gökyüzüne bitişler ve yeni başlangıçlar hakim diyoruz. Bazılarımız bu sonlanmaları yaşıyor hayatında mutlaka. İster evlilik, ister iş değiştirme, ister taşınma fark etmez. İnsanın alışkanlarından vazgeçmesi kolay olmaz. Yeni her zaman korkutur insanı, çünkü bilinmeyendir. Başarısızlık korkusu, eleştirilme korkusu, kaybetme korkusu, yalnızlık korkusu, adını siz koyun.  

Bu hafta özelinden bahsedersek, bilinçdışında bu tür bir yeniye ve değişime hazır olmayabiliriz. Başka bir deyişle “evet hazırım” desek de, davranışlarımız aksi yönde olabilir. Neden mi? Temkinli, tedbirli, sağlam adımlarla ilerlemek kendini her anlamda güvende hissetmek bizi gerekli adımları atmaktan alıkoyabilir. Risk alın demek istemiyorum, değişmesi gerekeni saptayın diyorum sadece.  Ay, Mars ve Uranus Boğa burcundayken bilinçdışında hala biraz “Hayır” diyor olabiliriz. Boğa önce hayır sonra evet der unutmayın. Bilinç dışındaki değişime direnç temalarıyla kendi kendimize engeller yaratabiliriz. Bu dönemde karşılaştığımız sorunların sebebi belki de karşı taraf değildir, kim bilir..  Bu durumda yapılacak şey; tıpkı siste yürümek gibi, kısa mesafe yol almaktır. Yoldaysan geri dönüşün yoktur. Görebildiğin mesafeyi kat edebilirsin ancak. Bilinç dışının “Hayır” demesine odaklanıp, siste kayboluşuna dövünürsen hiç yol alamazsın. Yarın güneş açacak ve sis dağılacak nasılsa. Sen sadece hedefine odaklan. Enerjini bugün önüne çıkanı aşmak için kullan. Geçmişinde olanlar o güne hizmet etti, şimdi yarının için yeni olanı inşaa etme vakti. Unutmayın Dünya yuvarlak ve dönüyor, öküzün boynuzlarında değil! Sen menzile odaklan..

670062_2019

TESLİMİYETLE ÖZGÜRLEŞMEK

2011 yılından bu yana başlayan bireyliğimizi oluşturma serüveni bu hafta Balık yeni ayı ile birlikte tamamlanıyor. Bu serüven son nefesimizi verene kadar devam edecek elbette, ama ez azından bazı temalar tamamlanacak ve bazı parçalar yerine oturacak.

Öğrenmek hiç bitmeyen bir yolculuk. Hayatın öğretme yöntemleri ise bazı dönemlerde biraz daha sert hepsi bu. 2011 yılında başlayan olayların sonuçlarıyla henüz yüzleşmeye başladık. Tüm dünyada yaşanan dramatik olayların yanı sıra, bireyler olarak biz de payımıza düşenleri yaşıyoruz.

Takvim yılı olarak 1 Ocak 2019 yeni yılın başlangıcıdır ancak astrolojik yıl 21 Mart Koç burcuna giriş ile başlar. Başka bir deyişle gökyüzü hala bir kapanış enerjisi barındırıyor içinde. Son 7 yılın muhakemesi önümüzde. Şimdi yeniye yelken açarken son kez aynaya baktığımızda gördüğümüz şeyden ne derece memnunuz? Kendimizde veya hayatımızda değiştirmemiz gerekenler nelerdir?

Bu ay bu soruların cevaplarını arayacağız.  Yeni olandan kastımız elbette bazılarımız için hayatında yapacağı somut değişiklikler. Ancak bazılarımızda bu enerji zihinsel seviyede gerçekleşecektir. Geçen sene başlayan zorluklar ve sorunların nedeni ve nasıl çözülmesi gerektiğine dair ipuçlarını görebilmeye başlayacağız. Bunları görebilmek ve anlayabilmek işin sadece yarısı. Diğer yarısı çözüme doğru uygun adımları atabilmektir.

Gökyüzünde büyük enerji değişimleri olurken hayatımızın bazı alanlarında da bu tür değişimler yaşanacak çaresiz.

Geçtiğimiz sene yaşanan olayları nasıl ele aldık ve kendimize karşı ne kadar dürüsttük acaba?

Sahip olduklarımız bizi hangi menzile kadar taşıyabilir?

Ya da sahip olduklarımız kadar mı değerliyiz?

Kurduğumuz güvenli modeller yarının şartlarında da geçerli mi?

Bu soruların her birine emin bir şekilde “Evet” dediyseniz, tekrar düşünün isterseniz.

“Benim bankada hesabım kabarık, dilediğim şeyi alabilirim” ya da “ben bunları parmağımın ucuyla yaparım, çocuk oyuncağı benim için” diyorsanız, sizi bekleyen bir sınav var derim.

Özellikle sabit burçlar yani Kova, Aslan, Boğa ve Akrep için değişime ayak uydurma zamanı.

Gerçek ihtiyaçlarımızın ne olduğunu anlamaya yönelik bir test olacak bu. Eğer her gün aynada gördüğümüz yüzü ağır eleştirip, halimizden memnun değilsek sarsıcı bir değişim bizi bekliyor demektir. Bugüne kadar düzeltmeye cesaret edemediğimiz her şey dışardan bir etkiyle değişecektir.

Kaybetmekten korktuğumuz şeylere gerçekten ihtiyacımız var mı bundan sonra?

Cevapları bulmak hemen bir anda mümkün değil tabii. Cevabı bilsek dahi kabullenmek zor olur bazen.  Bazılarımız gerçekten bir sisin içinde yürüyor gibi hissedebilir kendisini. Özellikle bu ay!

 Alternatifler yok mu, elbette var. Karşılaştığımız zorlukların üstesinden gelebileceğimiz karşılaşmalar olacaktır eş zamanlı olarak. Ancak bunu görebilecek kadar zinde ve uyanık olabilecek miyiz asıl soru bu bence.

Hissedilen duygusal yoğunluk, geçmişin izleri, hatıralar, acılar bizi bu sisin içinde tutabilir bir süre. Bu ruh hali gökyüzünün tuzağı, dikkat!  Elbette bu noktada amaç bizi çaresiz ve kaybolmuş hissettirmek değil. Sadece sezgisel bilgiye güvenmeyi öğretmek ve ilahi planın bizim önümüze getireceklerine güvenmemizi sağlamak.

Bizden daha büyük bir güç var ve bazen o güç kontrolü ele alır. Tıpkı bu günlerde olduğu gibi.

Balık burcu dönemi yeryüzünde suların eriyerek hızla okyanusa doğru ilerlediği dönemdir. Sular önüne ne varsa katarak ilerler. Denize ulaştığında dinginleşir, daha büyük bir şeyle bir olur. Hayat geçmişin bilgisiyle yeniden başlar.

Bu hafta Balık yeni ayı ile birlikte teslimiyeti kabullenip, daha büyük bir şeyle birleşme dönemidir. Bu yolculuk için ilk adım ise vedalaşmaktır. Tıpkı buzun ve karın ısıya teslim olması gibi, ilahi olana teslim olmaya ihtiyaç var. Önümüzdeki zor kararların, bitişlerle ilgili olması muhtemeldir.

Belki bu dönemde sağlıklı özgürleşebilmek için öğrenmemiz gereken, öncelikle kendimize merhamet edebilmektir. Merkür’ün Balık burcunda gerilemesi, acımasızca zorlandığımız bu dönemde içimizdeki merhametli tarafımızı ortaya çıkartmamızı istiyor olabilir.  Bir de böyle bakın bu hafta Yeni Ay’a

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 25 aboneye katılın

Sayılı uluslararası diplomalı astrologlardan Didem Can ile astroloji eğitimi başlıyor.

Astroloji ile ilgilenen veya uzmanlaşmak isteyenlere temel ve ileri seviye eğitimler yüzyüze veya online olarak yapılacaktır.

error: Content is protected !!