YAY DOLUNAYI VE TANRILARIN SAVAŞI

Gökyüzünde Tanrıların savaşı var. Ağır giden gezegenler kendi yönettikleri burçlarda birbirlerine güç gösterisi yapıyorlar. Kim kazanır bu savaşı derseniz, galibi yok. Tıpkı Sümer tanrısı Gılgamış’ın hikayesinde olduğu gibi, Her iki taraf da eşit güce sahip. Gılgamış ve can dostu Enkidu, dövüşte birbirlerini yenemeyeceklerini anladıklarında çok yakın iki dost olurlar. İşte gökyüzünde Jupiter, Saturn ve Neptün kendi yönettikleri burçlarda faaliyet halindeler.  Ne ilginçtir ki tam da Yay dolunayı gerçekleşirken son derece güçlü olan bu üç gezegen ve Ay düğümleri, 18 derecedeler. Başka bir deyişle, maddiyat ve maneviyatın çatışması ve bir düzenin bitip yeni bir düzenin başlayacağının işareti var gökyüzünde. Bu sayının enerjisi, aşırı maddeciliğin ruhsallığı yok etme riskini taşımasıdır. Hem sayı olarak hem de gezegen enerjisi olarak bir değişimin arifesinde olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Peki ne yöne doğru bu değişim? Gerçek benliğimizi bulmaya ve hayatımızın anlamını aramaya doğru bir değişim bana göre.

Dolunayla birlikte büyük fırsatların kapıları açılıyor önümüzde. Bunlar öyle seçenekler ki ister istemez, kendimizi, İnanç sistemimizi sorgulatıyor bize. Geçmişten bugüne getirdiğimiz bilgilerin, doğru zannettiğimiz her algının test edilmesi söz konusu. Bugüne kadar oluşturduğumuz sistemin, kurduğumuz yapıların bizi yarına taşımadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Buna inançlarımız da dahil!

Şimdi yeni gerçeklere uyanma, farkındalık ve aydınlanma söz konusu. Ne yöne gideceğimizi bilmeyi ve “evim” diyebileceğimiz yeri oluşturmayı arzuluyoruz. Bunun ilk şartı da soru sormak ve cevabı duyabilmek elbette. Dolunay enerjisi bize fırsatları getirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu fırsatları değerlendirebileceğimiz bilgeliği de sunuyor bize.

Çoğu zaman farkında değiliz ama önümüzdeki en büyük engel yine kendimiz oluyoruz. Düşünce sistemimizle kendimizi kilitliyoruz. Kalıplaşmış inançlarla büyüyoruz. Bazı görüşler yaş ilerlese de önyargı ve/veya fanatizm şeklinde bizimle yaşamaya devam ediyor. Değer duygumuz parayla ve statüyle eşitleniyor.

Yay dolunayında zihnimizi esnetmeyi başarabilmemiz en temel konudur bana göre. Farklı görüşlere, farklı fırsatlara açık olabilmek ve hayata doğru akmayı başarabilmek gerekir bu enerjiyle birlikte. Bunun için kendi kabuğumuzu kırmamız ve büyümeyi göze almamız ilk şart.  Önümüzdeki seçenekler zorlu seçenekler. Ancak yaşamımızın kalitesi, aldığımız kararların kalitesiyle doğru orantılıdır unutmayın. Hiçbirimiz eski kurduğumuz yapıların esiri değiliz. Bugünün şartlarına uygun olarak yeni bir yaşam formu oluşturmak da yine bizim elimizde, yeter ki duygusal olarak besleneceğimiz bir modelin ne olduğuna karar verelim.

Gökyüzünün bir kazananı yoksa tek çare uzlaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğrenebilmektir. Parçaları birleştireceğimiz bilgiyi edindikten sonra, sezgilerimizi de işin içine katabilmeliyiz. İlahi kaynaktan gelen rehberliği duyabilmek için esnemeyi ve hayata doğru akmayı öğrenmek yeni dersimiz.

İkizler; bilgiyi toplayıp, bağlantı kurmaya çalışır, sebep sonuç ilişkisi arar. “Neden” diye sorar

Yay; resmin bütününü görmeye çalışır, inanır, artık sebep sonuç ilişkisi yoktur, inanç vardır.

İkizler ahlak dışı, yaramaz çocukken, Yay; yargılayan anlam yükleyen bilgedir.

Bana göre Yay dolunayının ana teması; yaşam amacımızı öğrenmek ve kendi inanç sistemimizi oluşturabileceğimiz bilginin peşinden gitmektir.

“Esnemeyi bil, fırsatlara açık ol, deneyerek öğren ve hayatının bilgesi ol”

Leave a comment



Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 28 aboneye katılın

Sayılı uluslararası diplomalı astrologlardan Didem Can ile astroloji eğitimi başlıyor.

Astroloji ile ilgilenen veya uzmanlaşmak isteyenlere temel ve ileri seviye eğitimler yüzyüze veya online olarak yapılacaktır.

error: Content is protected !!