Terazi dolunayı bu haftaya damgasını vuruyor. Dolunay duyguları yüzeye çıkaran ve anlamamızı sağlayan önemli gökyüzü olaylarından biridir. Bu dolunayın diğerlerine göre farkı, baskıladığımız her temanın ortaya çıkmasına fazlaca ışık tutması olacak. Neden derseniz, cevabı Jupiter/Pluto kavuşumunda yatıyor. Bu hafta dolunay eşliğinde ilk danslarını yapıyorlar ve yıl sonuna kadar birlikte sürekli dans edecekler. Spot ışıkları üzerlerine çevriliyken dans eden iki kişi gibi düşünebilirsiniz bu durumu. Bu ikiliyi anlamak dolunayı yorumlayabilmek için önemli bana göre.
Gökyüzündeki eş zamanlılıklar bize önemli mesajlar verirler ve mutlaka dikkatimizi bir noktaya çekmek isterler. Öyleyse bu ikiliyi anlamaya çalışmakta fayda var.
Pluto mitolojideki “Hades” karakterini sembolize eder. Hades, hikayede yer altı tanrısıdır ve aşık olduğu Persofone’yi yerin altına kaçırmıştır. Pluto da tıpkı bu hikayede olduğu gibi birlikte olduğu gezegenin enerjisini yerin altına çeker yani baskılar. Bu durumda bastırdığımız temalar; iyimserlik, hoşgörü, inanç ve umutlarımız diye düşünebiliriz. Evlere korkuyla kapandığımız şu günlerde, en çok ihtiyacımız olan şey biraz iyimserlik sanırım. Ölüm ve dönüşüm gezegeni olarak bilinen Pluto, aslında çok büyük bir gücü, gizli kaynakları, sırları da sembolize eder. Şimdi dolunayın ışıkları altında enerjilerini birleştirerek bize iletecekler.
Farkında olmadığımız, bastırdığımız arzularımız neler olabilir dersiniz? Şimdi bu sırları tek tek keşfetmeye hazırlansak iyi olur.
Dolunayın gerçekleştiği Terazi, ikiliğin, dengenin ve uyumun burcudur. Nasıl ilişkiye giriyoruz ve kendimizi karşı tarafa nasıl yansıtıyoruz. Sınırlarımız nerde başlıyor nerde bitiyor. İlişkilerimiz hangi noktada ne kadar acı verici oluyor. Tüm bunların cevaplarını bulmamızı sağlayacak olan bir dolunay gerçekleşiyor bu hafta. Elbette bu cevaplar yaşadığımız olaylarla gelecek. Tahmin edersiniz ki pek de kolay olmayacaktır derine gömülen temaların ortaya çıkması. Neden mi? Çünkü sahnede bir oyuncu daha yer alıyor da ondan. Uranus!
“Düşüncelerine dikkat et kaderin olur” sözüne çok inanırım. Her kötü düşünce yavaş yavaş çürütür içimizi. Hep, bir ton yükle hayatı yürümeye çalışmak gibidir bu düşünceler ve duygular. Taşıdıkça ağırlaşır, kaldıramaz oluruz. Zamanla bir parçamız haline gelir, neyi taşıdığımızı unuturuz. Yükümüzü gizlemek için bir maske takarız, o maskeyi kendimiz sanırız. İşte Pluto böyle bir enerjidir. Dönüştürebilirsek bu duygu ve düşünceleri; o zaman en büyük zenginliktir, gizli madendir Pluto.
Bu sebeple, arada içimizdekileri boşaltmak bizi biraz rahatlatır ve dinamik hale getirir. Biz gönüllü olmadığımız zaman evren bunu bizim yerimize yapar ara sıra. O kadar ani ve beklenmedik olaylar yaşarız ki, birden boşaltıveririz içimizi. Bazen bir kavga anında, bazen bir kayıpla, bazen de yakalanıveririz kıskıvrak ve boşaltmak zorunda kalırız içimizi, rahatlarız bir anda. Yük kalkar üzerimizden.
Bu dolunayda gökyüzü o kadar ilginç hizalanıyor ki; sanki olayların çözülmesi için beklenmedik gelişmelere sahne hazırlıyor gibi. Merkür/Jupiter ve Mars/Uranus etkileşimleri de aynı anda mevcut. Kendimizde olup bitenleri anlama gayreti içindeyiz. Biraz sersem, biraz karamsar, biraz endişeli bir ruh hali diyebiliriz buna.
Aslında bu durum bastırdığımız korkularımızı, hangi noktada panik yaptığımızı anlamamızı sağlayabilir. Bunu fark edebilenlerimiz için aydınlanma ve özgürleşme mümkün. Bir kez korkularımızdan özgürleşebildiğimizde kendimizi sıkıştırılmış hissetmeyiz. Ne çaresizlik ne de endişe olmaz artık. Çünkü içimizdeki saklı zenginliği yani içsel gücü uyandırmış oluruz ve özgürleşiriz.
Aslında bu dolunay biraz sert enerjilere sahip görünse de, içinde muazzam bir dönüşüm fırsatını barındırıyor. Bu enerjiyi her ne kadar ilişkide olduğumuz kişiler üzerinden deneyimleyecek olsak da bu dönüşümü sadece biz gerçekleştirebiliriz. Şimdi gömdüğümüz her şeyi, yüzeye çıkarıp iyileştirme şansımız var.
Terazi barışın ve adaletin burcudur. Her şeye önce kedimizle barış yapmakla başlayabiliriz bence, ne dersiniz?
İyi haftalar