Yükleniyor...

TUTULMALARIN ARDINDAN

7 Temmuz 2020

Tutulma dönemini geride bıraktık. Tutulmalarla birlikte gökyüzünde pek çok gezegen de gerileme dönemindeydi. Astronomik olarak gezegenler geri harekette bulunduklarında Dünya’ya en yakın haldedirler. Tutulmaların da her zaman çalar saat gibi işlediklerini düşündüğümüzde, gökyüzünün bize mesajı çok açık; artık biraz düşünme ve sonuca varma zamanı.

Gezegenler dünyaya bu kadar yakın olduklarında ve yön değiştirdiklerinde üzerimizdeki etkilerini yoğun olarak hissederiz. Şimdi bizden istedikleri; yeniden düşünme, yeniden yapılandırma, yeniden planlama, yeniden ayarlama… kısacası ödevimiz çok. Şapkayı masaya koyup düşünme zamanı.

2020 senesinin tutulmalarına bakacak olursak, normal tutulma seyrinden biraz farklı olduğunu görüyoruz. Ortalama yılda iki Ay, iki Güneş tutulması gerçekleşirken bu sene, dört Ay tutulmasına mukabil iki Güneş tutulması yaşıyoruz. Uzun lafın kısası “sonlanmalar” temalı tutulma rüzgarının tam ortasındayız.

Sadece sonlanmalar mı, Ay ve Güneş’in gökyüzünde karşılıklı olduğunu ve tam olarak Dünya’nın bu iki karşıtlığın ortasında durduğunu düşünürsek, bir nevi çatışma enerjisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu durum kaçınılmaz olarak duygusal krizleri beraberinde getirir. Bazılarımız hayatlarında bir şeylerin de sonlanmakta olduğunun farkındadırlar eminim. İş, aile, ortaklık, eş, eğitim, üretim, alışveriş alışkanlıkları gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.

Sahneyi her zaman ağır giden gezegenlerin oluşturduğunu ve en büyük öğretmenin de Oğlak burcuna geri döndüğünü düşünürsek; sınav soruları zor yerden gelecek demektir. Neden mi böyle söylüyorum? Çünkü 2020’nin gökyüzü olaylarının zamanlamaları bana ilginç geldi de ondan..

Saturn ilkbahar ekinoksunda burç değiştirip Kova’ya geçti, yaz soltistinde önemli bir Güneş tutulması gerçekleşti ve sonbahar ekinoksunda Saturn ileri hareketine geçmek üzere duracak. Tüm bunlar bana sınavımızın oldukça zorlu olduğunu çağrıştırıyor.

Saturn ve Pluto en zorlu öğretmenler. Bu iki gezegenin birlikteliği yıkıp yeniden inşaa etmek üzerine kurulu. Pluto transiti kapımızı çaldığında mutlaka verilecek bir cevabımız olmalı. Pluto yaşamın daha büyük bir anlamı olması gerektiği üzerine dikkatimizi çekmek ister her zaman. Daha büyük bir amaca hizmet etmeli varlığımız. Bunun için de küllerimizden doğup büyük bir yapıcı gücü hayata çıkarmayı öğrenmek zorundayızdır.  İşte bu sebeple sınav ağır olacak diyorum. Çünkü Pluto ve Saturn yıl boyunca iki ileri bir geri dans ediyorlar ve bizden kendilerine eşlik etmemizi talep ediyorlar.

Tek başına bu kadar olsa iyi. Neptun de ağır gidenler kategorisinde gerilediğine göre, sahnedeki ağır toplara kulak versek iyi olur. Ne diyorlar diye soruyorsunuz değil mi, haklısınız..

“Duyduğunuz, gördüğünüz, bildiğiniz gerçek değil” diyorlar.

“Sen doğru olduğunu sanıyorsun ama değil! Şimdi sana son kez soracağım, iyi düşün” diyorlar.

Astroidler de gezegenlerle birlikte geri harekette. Sonuçta astroidler; kollektif bilince uzanan köprülerdir, toplumsal bilince ne şekilde katkıda bulunacağımıza işaret ederler aslında. Demek ki hep beraber oturup düşünme vakti.

Ana tema “Yeniden” kelimesinde yatıyorsa; geleceğimizi yeniden, bize uygun olarak inşaa etme vakti. Bu sebeple gökyüzü enerjiyi dış dünyadan çekip, iç dünyaya yöneltmemizi istiyor ki aradığımız cevapları bulabilelim. Geleceğe uyum sağlayabilecek bilince ulaşabilelim. İşte tam da bu noktada Carl Jung’un bir sözünü alıntılamak istiyorum;

               Birey “içimizdeki insan” mitini kaybetmek üzere olduğunun farkında mı? Eğer bu felaket gerçekleşirse başına neler gelebileceğini biliyor mu? Hatta bunun bir felaket olduğunu anlayabilme yeteneğine sahip mi? Ve son olarak, teraziyi dengeleyen o küçük, ekstra ağırlığın kendisi olduğunu biliyor mu?

Jung’dan bu alıntıyı yazıma ekleme sebebim twitterda izlediğim 25 yaşında bir gencin “okumak ve kendimi yetiştirmek istiyorum ama psikolojim bozuk, ben kendimi yetiştiremezsem çocuğumu nasıl yetiştirebilirim” demesiydi. Yani bazılarımız hem dış dünyada hem iç dünyada neler olduğunun farkında. Gökyüzü tam da bu mesajı veriyor. Köprüden önceki son çıkış misali, hatalardan öğrenilmesi gereken dersler varsa bu yaz sınıf tekrarı var gökyüzünde. Gezegenler son kez anlatıyorum der gibiler. Hem tutulmalar hem gerilemeler öğrenmemiz gereken detaylar için.

Son kez Oğlak burcuna giren Saturn diğer gezegenlerle birlikte yarına hazırlanmamızı istiyor. Çünkü ancak toplu olarak farkındalık geliştirip ilerlemek durumundayız.

Merkür henüz düz hareketine dönmeden önce Mars ile temas halinde bu hafta. Merkür düşünmemizi talep ederken, Mars aksiyon almamızı istiyor. Bu ne yaman çelişki böyle!

O zaman duygularımızla işe başlasak iyi olur. Hissettiklerimizden korkmadan yüzleşmek en büyük cesaret aslında. Mars normalden daha uzun süre Koç burcunda kalacak ve bu burçta gerileyecek. Bu enerjiye alışsak iyi olur. Lütfen Merkür’ün Yengeç burcunda gerilemesini küçümsemeyin çünkü su elementinde gerilemesi yaşam kalitemizin sorgulanması açısından önemli. Merkür gerilemelerini bu açıdan değerlendirmekte fayda var.

İçinizde hissettiğiniz sıkıntıyı; içki, televizyon, deniz, kum, güneş ile geçirmek de mümkün elbette. Ama bunları yaparken bir parça da yarına dair sorumluluklarımızı ve amaçlarımızı da düşünsek iyi olur.

Gökyüzünün çığlığı şöyle; arkada kimse kalmasın lütfen, tren bir sonraki durağa hareket etmek üzere! Bir sonraki durak; Kova Çağı….

Yorum Ekle